ANKARA - BHA
Spor yazarı Ömer Gürsoy'un ifadeleri:
Türkiye’de tenis hâlâ birkaç büyük şehrin sınırları içinde dönüp duruyor. Kortlar, turnuvalar, antrenörler, yatırımlar… Hep aynı merkezlerde.
Oysa hikâye orada başlamıyor.
Anadolu’nun dört bir yanında raketi eline ilk kez alan, doğal yeteneğiyle dikkat çeken, doğru destekle çok daha ileri gidebilecek yüzlerce, belki binlerce çocuk var. Eksik olan yetenek değil. Eksik olan sistem.
Bugün birçok şehirde kamuya ait kortlar, tesisler, spor salonları var. Ama çoğu ya atıl ya da plansız kullanılıyor. Potansiyel sahada duruyor; onu işleyecek organizasyon ise yeterince güçlü değil.
Tenis, tabana yayılmadan büyüyemez. Sadece merkezde kalırsa gelişemez. Şampiyonlar dar bir havuzdan değil, geniş bir zeminden çıkar.
Dünya bunun örnekleriyle dolu. Roger Federer bile bir metropolün ürünü değil; Basel gibi, bizim ölçeğimizde Eskişehir’e, Konya’ya, Trabzon’a benzeyen bir şehirden çıktı. Demek ki mesele şehir değil, ekosistem.
Doğru planlama, yerel programlar ve sürdürülebilir bir yapı kurulduğunda Anadolu’nun her ili bir tenis merkezi olabilir. Ve o zaman yeni Zeynepler tesadüf olmaz. Nasıl yapılacağını, hangi adımların atılması gerektiğini bir sonraki yazıda daha somut başlıklarla ele alacağım. Ama şurası net: Yeni Zeynepler için Anadolu yollarına düşmeliyiz.





