Kültür-Sanat

Kazım Koyuncu’nun doğum günü anısına: Pançol’da doğdu, gönüllerde taht kurdu

Karadeniz müziğini rock ezgileriyle buluşturan, Lazca ve Hemşince eserleriyle geniş kitlelere ulaşan sanatçı Kazım Koyuncu, doğum gününde anılıyor. 25 Haziran 2005'te, henüz 33 yaşındayken yaşamını yitiren Koyuncu; şarkıları, doğaya duyarlılığı ve geride bıraktığı anılarla hafızalardaki yerini koruyor.

07 Kasım 2026 10:40

Fatih Sultan KAR - BHA

7 Kasım, Kazım Koyuncu'nun doğum günü. Şarkılarıyla ve duruşuyla yüreklere dokunan güzel insan geçti bu topraklardan. O yaşadı. Yollar gördü yaşadığını. Şarkılar, türküler gördü. Çocuklar, gençler gördü... Hayallerine ve cesaretine güvendiği, “arkadaşlarım” dediği gençler... Onun tılsımlı sesine ve müziğine kendini bırakan gençler...

Gördü. Ama o gitti. Dağları, denizleri, gökleri bize bırakarak... Baharları, yazları, kışları... Kuşları, balıkları, kedileri... Şarkıları, türküleri, yolları bize bırakarak gitti. Yaşama en çok yakışan Karadeniz'in hırçın çocuğu sonsuzluğa uçtu. Kuşlar kadar özgür artık tanıdık bildik göklerinde. Doğduğu, büyüdüğü topraklara, Hopa'ya uğurladık onu.

Kazım Koyuncu, Artvin'in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy'de (Pançol) doğdu. Çocukluğu çok sevdiği babaannesinden masallar ve “üstadım” dediği kemençeci Yaşar Turna'dan türküler dinleyerek geçti.

Ortaokula başladığı yıl, köyün aydın insanlarından olan babası ona bir mandolin aldı. Ayrıca kendisinden habersiz kursa yazdırdı. Daha sonra Almanya'da yaşayan amcasının getirdiği gitar sayesinde müzikle daha da içli dışlı oldu.

Lise yıllarında iki Fransız şairden çok etkilendi. O dönemler kitap okumayı çok seviyordu. Kendisi şair olamadı ancak sevenlerinin deyişiyle “şair ceketli çocuk” oldu.

Kaymakam, vali mi olacağım, zaten yapmazlar

Kazım Koyuncu, 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde okumaya başladı. İlk yıl düzenli olarak okuluna gitti ancak daha sonra müzik yavaş yavaş ruhuna işlemeye başladı.

Kazım Koyuncu, kendisiyle yapılan bir söyleşide bu durumu şöyle anlatıyordu:

“Çocukluğumdan beri müzikle ilgiliydim. Üniversite, müzikle ilgilenmem için iyi bir bahaneydi. Politikacı ya da kaymakam mı olacağım, zaten yapmazlar deyip üniversiteyi son sınıfta bıraktım ve tamamen müzikle ilgilenmeye başladım. Başarısız olsaydım ki bir külkedisi hikâyesi değil bu ve sebepleri de var, ahlayıp vahlanmayacaktım.”

Müzik her anında vardı

Okuldan ayrıldıktan sonra 1991 yılında Çağdaş Sanat Atölyesinde tanıştığı Ali Elver ile “Dinmeyen” adlı bir müzik grubu kurdu. Grup, 1996 yılında tek albümleri olan “Sisler Bulvarı”nı çıkardı. Bu grup, Karadeniz ezgilerinin yanında Türkçe ve politik müzik de yapıyordu.

Kazım Koyuncu, Çağdaş Sanat Atölyesinin o yıl sahneye koyduğu “Faşizmin Korku ve Sefaleti” adlı oyunun müziklerini yaptı. Burada tanıştığı Mehmedali Barış Beşli ile dünyanın ilk Lazca rock müzik grubu Zuğaşi Berepe'yi (Denizin Çocukları) kurdu.

Lazlara soluk oldu

Kazım Koyuncu, Zuğaşi Berepe'nin hem bas gitaristi hem de vokalistiydi. Grubun yaptığı müzik, Kazım Koyuncu'nun hassasiyetini dile getiriyordu. Lazcanın unutulmasına, doğayı kirletenlere, Karadeniz otoyoluna karşı açıkça tavır koyuyordu.

Zuğaşi Berepe, Lazlarla ilk buluşmasını 1993 yılında Rize'nin Pazar ilçesindeki şenlikte gerçekleştirdi. Lazlar, yıllarca dinledikleri müzikten farklı olarak kemençe yerine gitar çalan bu uzun saçlı, küpeli adamları ilk anda pek anlamadı.

Ancak Zuğaşi Berepe çok geçmeden İstanbul'da, özellikle de üniversite gençliği arasında dinlenen ve dikkat çeken bir grup olmayı başardı.

Grup, zamanla Karadeniz'e özgü tulum ve kemençe gibi enstrümanları da müziklerine katmaya başladı. Konserleri de gittikçe kalabalıklaşıyordu. Çok geçmeden Karadenizliler de bu grubu keşfettiler. Kendi seslerini dinlettiren bu grupla bir anlamda barıştılar.

Grup, 1995 yılında oldukça sert rock motiflerini içeren ve Batılı enstrümanlarla çalınan parçalardan oluşan “Va Mişkunan” (Bilmiyoruz) albümünü çıkardı. Kazım Koyuncu'nun tüm hırçınlığı ve isyanı bu albümde iyiden iyiye kendini hissettiriyordu. O artık İstanbul'a ulaşan Karadeniz'in hırçın bir dalgasıydı.

Zuğaşi Berepe, 1998 yılında bir konser albümü olan “Brüksel Live”ı çıkardı. Ancak bu albümden çoğaltılmamak üzere yalnızca 130 adet basılmıştı.

Grup aynı yıl “İgzas” (Yürüyor) albümünü çıkardı. İgzas'ta Kazım Koyuncu, Lazca ve Hemşincenin unutulmaması gerektiğini vurguluyordu. Ancak “İgzas”, ilk albümleri “Va Mişkunan” kadar başarılı olamadı.

Bir şey dedi mi yapardı

Kazım Koyuncu kısa bir süre sonra gruptan ayrılmaya karar verdi. Nedeniyse grubun bürokrasisinin onun üzerinde yoğunlaşmasıydı. Bu durumdan hiç de hoşnut olmayan Kazım Koyuncu, bir gün “Bırakıyorum” dedi ve gruptan ayrıldı. Sahne gerisi ve bürokrasi onu çok yormuştu.

Megrel halk şarkısı “Didou Nana”ya sesiyle hayat verdi. Zuğaşi Berepe'den ayrıldıktan sonra bir süre Serüvenciler grubunda çalışan Kazım Koyuncu, 2000 yılında kolektif bir çalışma olan “Salkım Söğüt-2” albümünde “Didou Nana”, “Golas Empua Yulun” ve “Dağlarda Kar Sesi Var” isimli üç şarkısını seslendirdi.

Kazım Koyuncu, 2001'de ilk solo albümü olan “Viya!”yı çıkardı. Bu albümünde Karadeniz müziğinin geleneksel enstrümanları kemençe ve tulumu, rock müziğin vazgeçilmezi bas gitar, elektro gitar ve bateri gibi enstrümanlarla buluşturuyordu.

Koyuncu, bu albümde Laz halk ezgileri ve bestelerinin en güzellerini bir araya getirdi. Albüm, Doğu Karadeniz'in müzikal bir mozaiği gibiydi. Koyuncu, her parçada yaşamdan, dağlardan, denizden, insandan ama en çok da aşktan bahsediyordu.

Hüzünlü bir aşk parçası olan “Didou Nana” isimli Megrelce halk şarkısını söylüyordu. Kazım'ın sevenleri tarafından ve özellikle de babası Cavit Koyuncu tarafından en çok sevilen parçası da buydu.

Kazım Koyuncu, 2003'te Türkiye'nin kültürel ve politik ortamından etkilenmiş gibiydi. Artık dalgalar kıyıya daha yavaş, daha sakin vuruyordu. Kazım Koyuncu'nun deyimiyle “zaman ilerledikçe teknik olarak içindeki rock müzik ateşi çok da olmasa birazcık düşmüştü.”

Kemal Sahir Gürel ile birlikte “Sultan Makamı” adlı dizinin müziklerini yapan Koyuncu, uzaklaştığı Karadeniz ezgilerine televizyon dizisi “Gülbeyaz”ın müzikleriyle geri döndü. Bir anda ilgi odağı haline geldi. Başta Karadenizliler olmak üzere Türkiye genelinde çok tanınan bir isim oldu.

Taksim bize memleke oldu

Kazım Koyuncu, albüm çalışmalarını ve film müziklerini sahibi olduğu Stüdyo ZB'de (Zuğaşi Berepe) yapıyordu. Stüdyonun bulunduğu Beyoğlu'nda, İstiklal Caddesi'ndeki müzik marketleri hep onun şarkılarını çalıyordu.

Kazım Koyuncu, bir söyleşisinde şöyle diyordu:

“Taksim de artık bizim memleket oldu. O kadar çok arkadaşımız oldu ki mahalle gibi bir şey…”

Ancak Kazım Koyuncu, dizilerin getirdiği popülariteden bir parça rahatsızdı. Bu yüzden dizilerde çalınan altı parçasını topladığı albümünü bilerek bir yıl erteledi.

Sonunda sevenlerine “Hayde” adlı albümde bu dizide çalınan altı parçayla seslendi. 2004 yılında çıkardığı albümünde Şevval Sam'la “Gelevera Deresi” türküsünde düet yaptı. Ayrıca Hemşin halk şarkısı “Ella Ella”yı hareketli formda yorumladı.

Kanser en büyük fobimdi

26 Nisan 1986, Karadeniz için kara bir gündü. Ukrayna yakınlarındaki Çernobil'de bulunan nükleer santralin dördüncü reaktörü patlamıştı.

Radyasyon yüklü bulutlar fazla gecikmeden Avrupa ülkelerinin pek çoğunu olduğu gibi Karadeniz'i de etkiledi.

Çernobil faciasından sonra yetkililer bu olayı o dönem pek ciddiye almamışlardı. Hatta bütün uyarılara rağmen dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral, medyanın önüne geçmiş, bir şey olmayacağını söyleyerek çay içmiş ve Karadenizliler için tehlike olmayacağını iddia etmişti.

Oysa tehlike vardı. Karadeniz'de kanser vakalarına ilişkin endişeler giderek artıyordu.

Kazım Koyuncu, sanatçı arkadaşları ve Trabzon Dernekler Birliği üyeleriyle birlikte Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri hakkında Sultanahmet Adliyesinde suç duyurusunda bulundu.

Kazım Koyuncu da bu çevresel felakete karşı harekete geçen Karadenizlilerden biriydi. Kanser forumlarına, kampanyalara katıldı.

Bu forumlardan bir yıl sonra “Benim en büyük fobimdi” dediği kanser, pek çok hemşehrisi gibi onun da kapısını çalmıştı.

Kazım Koyuncu, hastalığı sırasında dinleyicileriyle iletişimini resmî internet sitesi aracılığıyla sürdürdü. Hasta haline aldırmadan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Bölümünde tedavi gören çocuklara kimseler duymadan gizlice konser verdi.

Ha kanser ha konser, arada tek harf fark var

4 Şubat'ta Yeni Melek Gösteri Merkezinde hastalığına ve zorlu tedavi sürecine karşın izleyicisiyle buluştu. Bir buçuk saat şarkı söyledi.

Kazım Koyuncu, 30 Nisan 2005 tarihinde Trabzon Gazeteciler Cemiyetinin ödülünü almak ve Karadeniz Teknik Üniversitesindeki konseri için Trabzon'daydı.

“Ha konser, ha kanser, arada bir tek harf farkı var” deyip şubat ayında salonu öyle bir sevgi bulutu kaplamıştı ki kimse hüzne izin vermemişti.

KTÜ konseri sonrası Trabzon Gazeteciler Cemiyeti tarafından plaketle ödüllendirilen Koyuncu, konserin ardından memleketi Hopa'ya gitmiş, yakınları ve sevenleriyle kucaklaşmıştı.

Trabzonsporu çok severdi

Kazım Koyuncu, Trabzonspor'u sevdi. Sahada dik duran Trabzonspor'u...

Koyuncu, “Güçlülerin iktidarına karşı hayde Trabzonspor'a” dedi.

Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki Trabzonspor-İstanbulspor maçına, hastalığının tüm risklerini göze alarak sırtındaki bordo-mavili formayla gelmişti.

Trabzonspor âşığı Kazım Koyuncu maçı izlerken “tüm güzel şeylerin sebebi” diye tanımladığı hayat arkadaşı Gönül, ona ilaçlarını içiriyordu.

O ise hâlâ “Trabzon”, “Trabzon” diye bağırmaya çalışıyordu. O gün bağırmaktan sesi kısılmıştı.

O Karadeniz'in en hırçın ve duygusal çocuğuydu

27 Haziran 2005 Pazartesi akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosunda gerçekleştirilecek “Hey Gidi Karadeniz” konserine, programda olmasına karşın sağlık durumu nedeniyle katılamayacağı bildirildi.

Ardından hasta yattığı Amerikan Hastanesinden ölüm haberi geldi.

Kazım Koyuncu, 33 yaşında, 25 Haziran 2005 günü aramızdan ayrıldı.

Kanser tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Kazım Koyuncu için Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda tören düzenlendi.

27 Haziran 2005 tarihinde aynı mekânda düzenlenecek “Hey Gidi Karadeniz” konserinde sahneye çıkması planlanan Koyuncu, cenaze töreninde son kez sevenleriyle buluştu.

Törene Koyuncu'nun ailesi, sanatçı dostları, sevenleriyle birlikte sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve Türkiye'de yaşayan farklı topluluklardan binlerce kişi katıldı.

Gözyaşlarının sel olup aktığı törende, muhabirlerin dahi fotoğraf çekerken ağladığı görüldü.

Koyverdi gitti bizi

Sahnede, üzerinde yaptığı son açıklama olan “Karadeniz dev bir dalgadır, özgür bir sudur” yazılı dev pankart asıldı.

Dostları ve sevenleri Koyuncu'ya son sözlerini iletti.

Koyuncu'nun cenazesiyle birlikte yürüyenlerce “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Katil Çernobil bu kaçıncı ölüm”, “Kâzım Koyuncu ölümsüzdür” ve “Katil devlet hesap verecek” sloganları atıldı.

Daha sonra memleketi Hopa'ya uğurlanan Kazım Koyuncu'nun cenazesi, sanatçının köyü Pançol'da toprağa verildi.

Ama o gönüllerde hep yaşıyor.

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!