ANKARA - BHA
Tüketim alışkanlıklarını değerlendiren Prof. Dr. Zakir Avşar, modern tüketim kültüründe insanların satın aldıkları ürünler üzerinden kimliklerini ve toplumsal konumlarını ifade etmeye çalıştığını belirtti. Avşar, özellikle marka, lüks otomobil ve yüksek maliyetli teknolojik ürünlerin statü göstergesi haline gelebildiğine dikkati çekti.
Avşar, sosyal medyanın bu eğilimi güçlendirdiğini belirterek, insanların yalnızca yakın çevreleriyle değil, dünyanın farklı bölgelerindeki milyonlarca kişiyle de kendilerini kıyasladığını ifade etti.
"Tasarruf kapasitesi aşınıyor"
Gösterişçi tüketimin gelir düzeyinin üzerinde harcamalara yol açabileceğini belirten Avşar, bunun en önemli ekonomik sonuçlarından birinin tasarruf kapasitesinin azalması olduğunu kaydetti.
Avşar, tüketim odaklı yaşam biçimlerinin geleceği geri plana ittiğini ve kişilerin gelecekte elde etmeyi bekledikleri gelirleri dahi bugünden harcayabildiğini belirterek, birikim oluşturamayan kişilerin ilerleyen dönemlerde ekonomik kırılganlıklarla karşı karşıya kalabileceğini vurguladı.
"Gerçek refah sürdürülebilir bir hayat kurabilmek"
Yazısında "hayat tarzı enflasyonu" kavramına da değinen Avşar, gelir arttıkça harcamaların da yükselmesinin gerçek anlamda sermaye birikimini engelleyebileceğini ifade etti.
Avşar, sürdürülebilir refahın yalnızca tüketimle değil, üretim, yatırım, verimlilik artışı ve uzun vadeli sermaye oluşumuyla sağlanabileceğini belirterek, "Gerçek refahın ölçütü insanın ne kadar harcanabildiğinden ziyade ne kadar sürdürülebilir bir hayat kurulabildiğidir." değerlendirmesinde bulundu.
Avşar, yazısının sonunda daha az tüketim ve daha yüksek tasarruf eğiliminin uzun vadede ekonomik güvenlik açısından önem taşıdığını ifade etti.