Eğitim

PISA 2025’te yeni dönem: Artık “bilgi deposu” değil, “bilgi mimarı” öğrenci aranıyor

Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü ve TİMBİR Akademik Kurul Başkanı Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, PISA 2025’te ilk kez değerlendirilen “Dijital Dünyada Öğrenme” alanının, öğrencilerden bilgiye ulaşmanın yanı sıra bilgiyi sorgulama, doğrulama ve teknolojiyle problem çözme becerileri beklediğini ortaya koyduğunu belirtti.

Yayınlanma:
06 Eylül 2026 10:33
Güncellenme:
06 Eylül 2026 10:41

KASTAMONU - BHA

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından uygulanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı'nın (PISA) 2025 döngüsünde öğrencilerin dijital dünyada öğrenme becerileri ilk kez ayrı bir yenilikçi alan olarak değerlendiriliyor.

Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü ve TİMBİR Akademik Kurul Başkanı Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, PISA 2025'te yer alan “Dijital Dünyada Öğrenme” alanının eğitimde önemli bir dönüşüme işaret ettiğini belirtti.

Kamer'e göre yeni değerlendirme anlayışı, öğrencinin yalnızca bilgiyi hatırlayıp hatırlamadığına değil, bilgiye nasıl ulaştığına, hangi kaynağı seçtiğine, karşılaştığı bilginin güvenilirliğini nasıl değerlendirdiğine ve elde ettiği bilgiyi yeni bir problem karşısında nasıl kullandığına odaklanıyor.

PISA’da “bilgi deposu” dönemi değişiyor

Geleneksel eğitim anlayışında öğrencinin ne kadar bilgi hatırladığı ve öğrendiği bilgiyi ne ölçüde uygulayabildiği önemli bir ölçüt olarak öne çıkarken, dijitalleşmeyle birlikte bu yaklaşımın tek başına yeterli olmadığı belirtiliyor.

PISA 2025'in “Dijital Dünyada Öğrenme” alanında öğrencilerin dijital araçları kullanarak bilgi oluşturma ve problem çözme süreçleri değerlendiriliyor. OECD'nin değerlendirme çerçevesinde de bu alanın iki temel boyutu; öz düzenlemeli öğrenme ile hesaplamalı ve bilimsel sorgulama becerileri olarak tanımlanıyor. 

Kamer, bu değişimi “bilgi deposu öğrenci” anlayışından “bilgi mimarı öğrenci” anlayışına geçiş olarak değerlendiriyor.

Bu yaklaşımda öğrenci, karşısına çıkan ilk bilgiyi doğru kabul etmek yerine farklı kaynakları karşılaştırıyor, arama biçimini değiştiriyor, bilgiyi filtreliyor ve ulaştığı sonucun güvenilirliğini sorguluyor.

İlk çıkan sonuç doğru olmayabilir

Dijital ortamda bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, doğru bilgiye ulaşmayı ise otomatik olarak garanti etmiyor.

Kamer, öğrencilerin arama motorlarında karşılarına çıkan ilk sonuçları sorgulamadan kabul etmek yerine farklı kaynakları karşılaştırması gerektiğine dikkat çekiyor.

Örneğin iklim değişikliği konusunda araştırma yapan bir öğrencinin karşısına çıkan ilk internet sitesindeki bilgileri doğrudan kullanmak yerine, bilginin başka kaynaklarda bulunup bulunmadığını, kaynağın kim tarafından hazırlandığını ve hangi amaçla yayımlandığını değerlendirmesi bekleniyor.

Bu nedenle yeni dönemde arama becerisi kadar kaynak değerlendirme ve doğrulama becerisi de eğitimin bir parçası haline geliyor.

Yapay zekâ öğrencinin yerine düşünmemeli

Dijital dönüşümün en önemli başlıklarından biri de yapay zekâ.

Öğrenciler artık saniyeler içerisinde bir ödev, açıklama, çözüm ya da araştırma metni oluşturabiliyor. Ancak ortaya çıkan içeriğin doğru olup olmadığı, eksik bilgi içerip içermediği veya yanlış yönlendirme yapıp yapmadığı öğrencinin sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor.

Kamer, yapay zekânın hazır cevap üreten bir araç olarak değil, öğrencinin düşünme sürecini destekleyen bir yardımcı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Bu kapsamda öğrencinin yapay zekâdan aldığı bir bilgiyi ders kitabı, akademik kaynaklar veya resmi kurumların verileriyle karşılaştırabilmesi önem kazanıyor.

Dolayısıyla eğitimde mesele yalnızca öğrencinin yapay zekâyı kullanıp kullanmadığı değil, yapay zekânın ürettiği bilgiyi değerlendirebilip değerlendiremediği haline geliyor.

Dijital beceri sadece bilgisayar kullanmak değil

PISA'nın yeni yaklaşımı, dijital yeterliliği bilgisayar, tablet veya internete erişimle sınırlamıyor.

OECD'nin çerçevesine göre öğrencilerin dijital ortamda karmaşık problemleri çözebilmesi, kendi öğrenme süreçlerini takip edebilmesi, strateji geliştirebilmesi ve dijital araçlardan yararlanarak bilgi oluşturabilmesi de değerlendiriliyor. (OECD)

Bu nedenle aynı teknolojik imkânlara sahip iki öğrencinin dijital yeterlilikleri aynı olmayabiliyor.

Bir öğrenci interneti ağırlıklı olarak eğlence ve iletişim için kullanırken, başka bir öğrenci aynı araçlarla araştırma yapabiliyor, veri analiz edebiliyor, kod yazabiliyor veya proje geliştirebiliyor.

“Dijital uçurum” artık biçim değiştiriyor

Kamer'in dikkat çektiği başlıklardan biri de dijital uçurum.

Dijital uçurum artık yalnızca bir öğrencinin bilgisayara, tablete veya hızlı internete sahip olup olmaması üzerinden değerlendirilmiyor.

Asıl fark, mevcut teknolojinin ne amaçla ve ne kadar etkili kullanıldığı noktasında ortaya çıkıyor.

Bazı öğrenciler teknolojiyi tüketim ve eğlence amacıyla kullanırken, bazı öğrenciler aynı teknolojiler aracılığıyla kodlama, veri analizi, yapay zekâ ve proje çalışmalarına yöneliyor.

Bu nedenle teknolojiye erişimdeki farkın yanında, teknolojiyi öğrenme ve üretme amacıyla kullanabilme farkının da eğitim politikalarının önemli başlıklarından biri haline geldiği belirtiliyor.

Türkiye için yeni eğitim politikası mesajı

Kamer, PISA 2025 sonuçlarının Türkiye açısından yalnızca ülkelerin sıralandığı bir başarı tablosu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.

Dijital eğitim politikalarının yalnızca okullara cihaz ve internet sağlamakla sınırlı kalmaması gerektiğine işaret eden Kamer, öğretmenlerin dijital araçları pedagojik amaçlarla kullanabilmesi, yapay zekâ tarafından üretilen içerikleri değerlendirebilmesi ve öğrencilerde medya okuryazarlığı geliştirebilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Müfredatta ise dijital güvenlik, bilgi doğrulama, veri okuryazarlığı, algoritmaların çalışma biçimi ve yapay zekânın etik kullanımı gibi başlıkların farklı derslerle ilişkilendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Sınavlarda sadece sonuç değil, süreç de önem kazanacak

Yeni yaklaşımın ölçme ve değerlendirme sistemlerini de değiştirmesi bekleniyor.

Öğrencinin bir soruya doğru cevap vermesinin yanında, o cevaba nasıl ulaştığı, hangi kaynakları kullandığı, bilgileri nasıl karşılaştırdığı ve düşünme sürecini nasıl gerekçelendirdiği önem kazanıyor.

Bu nedenle öğrencilerden yalnızca internet üzerinden araştırma yapmaları yerine, aynı konu hakkındaki farklı kaynakları karşılaştırmaları, yapay zekânın verdiği bir yanıttaki hataları tespit etmeleri veya dijital bir simülasyon üzerinden çözüm üretmeleri gibi görevlerin daha fazla kullanılması gündeme geliyor.

PISA 2025 sonuçları 8 Eylül’de açıklanacak

PISA 2025'te bilim alanı ana değerlendirme alanı olarak belirlenirken, matematik ve okuma alanları da değerlendiriliyor. Döngünün yenilikçi alanını ise ilk kez uygulanan “Dijital Dünyada Öğrenme” oluşturuyor. Ayrıca ilk kez İngilizce yabancı dil değerlendirmesi de programa dahil edildi. 

OECD, PISA 2025'in ilk sonuçlarını 8 Eylül 2026'da açıklayacağını duyurdu. “Dijital Dünyada Öğrenme” alanına ilişkin ayrıntılı sonuçların ise OECD tarafından daha sonraki aşamada yayımlanması planlanıyor. 

Böylece PISA 2025, yalnızca öğrencilerin ne bildiğini değil, hızla değişen dijital dünyada yeni bilgiyi nasıl öğrendiğini, bilgiyi nasıl değerlendirdiğini ve teknolojiyi kullanarak nasıl problem çözdüğünü ölçen yeni bir eğitim anlayışının da göstergesi olacak.

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!