ANKARA - BHA
Eğitimci-Türkolog Hayat Aras, yazısında şu ifadelere yer verdi:
''Taldı Mağarası’nın serin geçitlerini, Dilek Kemeri’ni ve yamaçtaki taş katmanlarını geride bıraktıktan sonra öğle yemeği için gittiğimiz yerde, bizi Tarkan’ın şarkıları, Azerbaycan’ın konukseverliği ve Altay’ın doğası karşıladı. İşletmeci abla daha önce İstanbul’da çalışmıştı. Türkiye’yi ve oradaki kardeşlerini çok özlediği, sarılışından belliydi. Abinin de yanında çalışanların da gözlerinin içi gülüyordu. Bizi ağırlamak, gönlümüzü hoş etmek için ne yapacaklarını şaşırmışlardı.
Altay yemeklerinin yanına Azerbaycan usulü yaprak dolması da söyledik. Kesme kristal desenli ince belli bardaklardaki kara çayın buğusu, kıtlama şekerin tatlılığı, yanı başımızda coşkuyla akan Katun Irmağı’nın sesine karıştı. Bir yanda Tarkan’ın şarkıları, bir yanda Azerbaycan Türkçesiyle uzayıp giden sohbetimiz… Türkiye, Azerbaycan ve Altay aynı sofrada buluşmuştu.