Kültür-Sanat

Yeni Özbekistan’ın yükselen ufku: Mirziyoyev dönemi ve Üçüncü Rönesans

TÜRKSOY Özbekistan Cumhuriyeti Ülke Temsilcisi Şevket Artikov, Üçüncü Rönesans vizyonunu kaleme aldığı yazısında, Yeni Özbekistan’ın değişen devlet anlayışını, bölgesel açılımını ve İslam Medeniyeti Merkezi üzerinden yükselen kültürel hamlesini değerlendirdi.

Abone Ol

ÖZBEKİSTAN - BHA

Artikov, halk-devlet ilişkilerinden komşu ülkelerle yeniden kurulan bağlara, Cedid mirasından İslam Medeniyeti Merkezi’ne uzanan süreci ele aldığı yazısında, şu ifadelere yer verdi:

''2016 yılında Şevket Mirziyoyev’in Özbekistan Cumhurbaşkanı olarak göreve başlamasıyla ülkede yalnızca siyasal bir değişim değil, aynı zamanda halk-devlet ilişkilerinde köklü bir dönüşüm süreci de başladı. Vatandaşların düşüncelerini özgürce ifade ettiği, devlet kurumlarının halkın gerçek sorunlarına eğilmeyi ilke edindiği yeni bir anlayış benimsendi.

Bir dönüşümün başlangıcı

Valilerden bakanlara kadar pek çok yetkili artık sahaya çıkıyor, halkla yüz yüze iletişim kuruyor, hatta köylere, mahallelere giderek vatandaşların evlerine konuk oluyordu. Bu manzaralar Özbek halkında hem şaşkınlık hem de yeni bir umudun doğmasına yol açtı. Geçmişte bir yetkiliye ulaşmak dahi büyük bir mesele iken, şimdi aynı yetkililerin “Sorununuz nedir? Çözelim.” diyerek kapıları çalması, halkın beklentilerini tamamen değiştirdi.

Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, “Devlet halka hizmet içindir” ilkesini bizzat kendi eylemleriyle örnekledi. Hemen her hafta ülkenin farklı bölgelerini ziyaret ederek halkın yaşam koşullarını yerinde inceledi; evlere girip vatandaşlarla sohbet etti, onların tüm sorunlarını dikkatle dinledi. Çoğu zaman konvoyunun rotasını plan dışı değiştirip en ücra mahallelere kadar gidiyor, hiçbir yetkilinin hazırlanma fırsatı bulamayacağı anlarda gerçek durumla yüzleşiyordu. Bu uygulama yerel yöneticileri sürekli tetikte tutsa da, sorunların çözümünde büyük hız kazandırdı.

Aynı zamanda akademisyenler, girişimciler, öğretmenler, kültür temsilcileri ve gençlerle düzenli toplantılar gelenek hâline geldi. Bu toplantılar sonrasında çıkarılan kararlar ve kararnameler, ülkenin entelektüel ve ekonomik yaşamını doğrudan etkileyen adımlara dönüştü.

Dikkat çeken bir diğer husus, Mirziyoyev’in yoğun çalışma temposuydu. Uzun saatler süren yurt dışı uçuşlarından döndükten sonra bile bir iki gün dinleneceği düşünülürken, Cumhurbaşkanı ertesi sabah erkenden toplantılar düzenleyerek işine koyuluyor; tüm sektör sorumlularını dinliyor, yeni planların uygulanması için talimatlar veriyordu. Dost ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla imzalanan belgelerin uygulanmasını da kimi zaman bizzat kendisi takip ediyordu.

Bu yoğun tempo, onu halk gözünde kararlı, reformcu ve çalışkan bir lider olarak konumlandırdı.

Komşularla yeniden kucaklaşma

Mirziyoyev yalnızca iç politikada değil, dış politikada da yumuşama, açıklık ve karşılıklı güvene dayalı yeni bir dönem başlattı. Geçmişte komşu devletlerle karşılıklı ziyaretlerin dahi sınırlandırıldığı dönemler yaşanmıştı. Oysa Özbekistan ile komşu halkların tarihleri, dilleri, kültürleri ve kaderi ortaktı.

Bu nedenle Cumhurbaşkanı’nın öncülüğünde komşularla ilişkileri yeniden canlandırmak büyük bir önem kazandı. Sınırlar açıldı, yollar birleşti, akrabalık bağları yeniden kuruldu.

O dönemde Özbekistan’da büyük bir gazetede editör olarak görev yapıyordum. Sınırların açıldığını anlatan haberleri hazırlarken fotoğrafçımızın çektiği görüntüler bizi derinden etkiliyordu: Yıllar sonra birbirine kavuşan insanların gözyaşları içinde sarılması, kayıp yılların acısını adeta aynı anda dışa vuruyordu.

Merkezi Asya’da, kardeş halkların ortak çabasıyla dostluk ve iş birliği atmosferi hızla güçlendi. Bugün vatandaşlar komşu ülkelere rahatça seyahat ediyor, karşılıklı destek ve iş birliği her alanda devam ediyor. Olimpiyatlarda kardeş ülkelerin sporcularını yan yana dalgalanan bayraklarla desteklemesi artık olağan bir manzara hâline geldi.

Bu süreçte Özbekistan’ın Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan ve tüm Türk devletleriyle ilişkileri yeni bir aşamaya taşındı. Türk Devletleri Teşkilatı, TÜRKSOY ve diğer uluslararası platformlarla ilişkiler güçlendi.

Dünyada ekonomik yönden gelişmiş pek çok ülke olsa da maneviyat, ahlak ve kültürel değerlerin korunması her ülkede aynı ölçüde benimsenmiyor. Özbekistan ise kalkınmanın yalnızca ekonomik reformlarla değil, kültürel ve manevi güçlenmeyle mümkün olduğunun farkında.

Bu nedenle eğitim, kültür, bilim, sanat ve gençlerin yetiştirilmesi alanında büyük projeler yürütülüyor. “Üçüncü Rönesans'ın temellerini oluşturmak” ifadesi bugün Özbekistan’da sıkça kullanılan bir kavram hâline geldi.

Tarih boyunca Özbek toprakları iki büyük aydınlanma dönemine (Birinci ve İkinci Rönesans) ev sahipliği yapmıştı. Harezmî, Ferganî, Birûnî, İbn Sina, Zemahşerî, İmam Buhari, İmam Tirmizî, İmam Maturidî, Margınanî, Nesefî, Uluğ Bey, Ali Şir Nevaî ve Babür gibi bilginler insanlık tarihine yön veren büyük şahsiyetlerdi.

Ancak yüzyıllar boyunca halk ağır sınavlardan geçmiş, kültürünü ve maneviyatını korumak için büyük mücadeleler vermişti. 20. yüzyılın başındaki Cedid hareketi bu mücadelenin simgesiydi. Cedidler, eğitim, bilim, sanat ve basın yoluyla halkın bilincini yükseltmeye ve özgürlüğe ulaşmaya çalıştılar; çoğu bu uğurda hayatını kaybetti. Bugün Cedidlerin yarım kalan hayali yeniden hayat buluyor.

Bir Medeniyet Mabedi: İslam Medeniyeti Merkezi

Yabancı bir misafir Özbekistan’a geldiğinde onu müzeler ve tarihî şehirlerle tanıştırıyor, fakat üç bin yıllık devletçilik tarihini bütüncül biçimde gösteren bir mekân sunamıyorduk. Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın 23 Haziran 2017 tarihli kararı doğrultusunda başlatılan İslam Medeniyeti Merkezi, bu eksikliği gideren mega bir proje olarak bugün hayat buldu. Kültürel mirası koruma, bilimsel araştırmaları destekleme ve modern kültürel-eğitim merkezlerini geliştirme alanında önemli bir adım olarak tarihe geçti.

Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 72. oturumunda yaptığı konuşmada İslam dininin özündeki insani, barışçıl ve aydınlık değerleri dünyaya anlatmayı en önemli görevlerinden biri olarak niteledi. Özbekistan topraklarından yetişen büyük âlimlerin İslam’ın aydınlatıcı yönünü insanlığa açıklama konusundaki eşsiz katkılarını da özellikle vurguladı.

2018 yılı Ramazan Bayramı günü, merkezin temeline ilk taş konuldu. Mirziyoyev törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bu merkezi kurmaktaki amaç, İslam maarifini layıkıyla öğrenmek, atalarımızın büyük mirasını hem halkımıza hem dünya camiasına ulaştırmaktır.” Sekiz yıl boyunca büyük hacimde inşaat ve çevre düzenleme çalışmaları yürütüldü. Cumhurbaşkanı projeyi toplam on kez şahsen ziyaret etti ve merkezin faaliyetlerini mükemmelleştirmek için onun üzerinde karar ve düzenleme kabul edildi.

161 metre uzunluğunda, 118 metre genişliğinde ve üç katlı olarak inşa edilen merkez kadim mimari gelenekler ile millî motiflerin uyumunu bir araya getiren bir tasarım anlayışıyla inşa edildi. Dört tarafında 34 metre yüksekliğinde eyvanlar, merkezinde ise 65 metre yüksekliğinde görkemli bir kubbe yer almakta. Merkezin kalbinde Kur’an-ı Kerim Salonu yer alıyor. Burada Müslüman dünyanın en kıymetli manevi hazinelerinden biri olan kadim Osman Mushafı sergilenecek. Bunun yanında Samanîler, Karahanlılar, Harezmşahlar, Timurlular dönemine ait mukaddes kitap nüshaları, Çağatayca tercümeler ve nadir Kur’an el yazması örnekleri de bulunacak.

Son yıllarda Özbekistan, dünya müzelerinde ve koleksiyonlarında tutulan tarihî mirasını geri kazanmak için büyük bir program yürüttü. Ülkenin uzman heyetleri Suudi Arabistan, İtalya, İspanya, Fransa, Almanya, İsviçre, Türkiye, Büyük Britanya, Rusya, Malezya, Pakistan, Kuveyt, İran gibi ülkelerde yüzün üzerinde kütüphane, müze ve kültür merkezini ziyaret ederek Özbekistan’a ait eserleri tespit etti. İngiltere’deki Sotheby’s ve Christie’s müzayede evlerinden, sanat tüccarlarından, galerilerden ve özel koleksiyonlardan 580’den fazla tarihî eser satın alındı. Bu büyük kültürel dönüş için Özbekistan hükümeti özel bütçe ayırdı. Britanya koleksiyonlarından satın alınan Soğd dokuma ürünleri 25 parçadan oluşurken eserler dünyadaki en büyük Soğd tekstil mirası olarak kabul ediliyor.

2025 yılının mayıs ayında Christie’s’te satışa çıkarılan Selçuklu dönemine ait 35 zarif kuyumculuk eseri de Özbekistan’a getirildi. Emir Timur ve Timurlular dönemine ait eserler dünya antika pazarında büyük ilgi görüyor. Christie’s müzayede evinde Şahruh Mirza dönemine ait Mirâcnâme’nin yalnızca bir sayfası bile çok yüksek bir bedelle alıcı buldu.

Özbekistan ayrıca Emir Timur’un emriyle istinsah edilen dev Kur’an nüshasının bir parçasını, Timur dönemine ait bir kaftanı, İbn Sina’nın “Kitabü’ş-Şifa”sını ve Babürlü dönemine ait belgeleri, minyatürleri ülkeye geri kazandırdı. Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla Babürlü dönemine ait iki Kur’an el yazması, Celaleddin Rûmî’nin Mesnevî’sinin bir nüshası, Babürlü hükümdar ve şehzadelerin 10’a yakın minyatürü, nakış ve tekstil örnekleri Özbekistan'a getirildi. Tarihî kaynaklara göre Mirza Babür’e ait bir hırka da merkezde sergilenecek.

Bilim, sanat ve inanç aynı çatıda

Merkezde İslam’dan önceki medeniyetlerden başlayarak Birinci Rönesans’a, İkinci Rönesans’a ve Yeni Özbekistan dönemine uzanan bir tarih yolculuğu sunuluyor.

Efrasiyab ve Dalvarzintepe’de bulunan satranç taşları Özbekistan’ın satrancın anavatanlarından biri olduğuna işaret ediyor. Ayrıca Urgut’un Müminabad köyünde bulunan 3300 yıllık ney, bu topraklarda müziğin de binlerce yıllık bir geleneğe sahip olduğunu gösteriyor.

Kütüphaneler, atölyeler ve uluslararası iş birliği

Merkezin üçüncü katında 350 bin basılı kitap ve 5 milyon dijital kaynağa sahip modern bir kütüphane yer alıyor. UNESCO, TÜRKSOY, ISESCO, IRCICA ve dünyanın pek çok ülkesinden bilim enstitülerinin ofisleri de burada bulunacak. Çocuklar için özel sergi ve öğrenme alanları oluşturulmuş durumda. Merkezde bilimsel etkinliklerde başlamış durumda. 2023 yılında düzenlenen Birinci Bilim İnsanları Forumu’na yaklaşık 500 uzman katıldı ve 600’den fazla öneri sunuldu. Sonrasında oluşturulan Bilim Konseyi bugüne kadar 40’a yakın toplantı düzenledi ve 200’e yakın konuyu değerlendirdi.

Ağustos 2024’te Taşkent ve Semerkant’ta düzenlenen “Büyük Atalar Mirası – Üçüncü Rönesans’ın Temeli” konulu uluslararası kongreye 40’tan fazla ülkeden 350’den fazla bilim insanı katıldı. Toplam 170 proje ve 200 teklif kabul edildi.

Merkez ayrıca Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, ISESCO Genel Direktörü Salim al-Malik, IRCICA Genel Direktörü Mahmut Erol Kılıç ve Dünya İslam Birliği Başkanı Abdülkerim el-İssa gibi pek çok önemli misafiri ağırladı. Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 80. oturumunda İslam Medeniyeti Merkezi’nin çok yakında açılacağını duyurdu.

13 – 15 Kasım tarihleri arasında ise “Merkezi Asya: Ortak Manevi-Maarif Miras – Ortak Gelecek” isimli büyük bir uluslararası kongreye ev sahipliği yaptı İslam Medeniyeti Merkezi. 300 bilim insanını buluşturan bu özel etkinliğin açılışına gönderdiği mesajla Cumhurbaşkanı Şayın Şevket Mirziyoyev, Merkezin geleceğine yönelik vizyonu ortaya açıkça paylaştı.

Cumhurbaşkanı Mirziyoyev: “Uluslararası ortaklarımızla manevi-maarif mirası koruma konusunda tecrübe ve fikir alışverişi yapmak, ortak araştırma ve projelerin öncelikli yönlerini belirlemek, bundan sonra da daima dikkat merkezimizde olacaktır. Sizlerin katılımıyla, İslam medeniyetinin küresel aydınlanma hareketi ve bilim, kültürün gelişimine yaptığı katkıların tanınmasına ilişkin BM Genel Kurulu’nun özel bir karar taslağını hazırlamak, bu alanda önemli bir uygulamalı adım olacaktır. Önümüzdeki yıl, BM Genel Merkezi’nde büyük atalarımızın zengin bilimsel ve manevi mirasına adanacak bir sunum çerçevesinde, söz konusu kararın kabulüne ilişkin özel bir etkinlik düzenlemeyi planlamaktayız. Köklü bir tarihe sahip Merkezi Asya’nın bilim ve eğitim merkezi olarak konumunu daha da güçlendirmek için birlikte etkili çalışmalar yürütmemiz gerekmektedir ve bu onurlu yolda gerekli tüm koşulları sağlamaya hazırız.”

İslam Medeniyeti Merkezi’ni ziyaret eden herkesi, bu toprakların dünya medeniyetine kattığı muazzam birikimi keşfederken derin bir hayranlık duygusu bekliyor. Merkez yalnızca bir mimari eser değil; Yeni Özbekistan’ın ruhunu, ufkunu ve yenilenme iddiasını simgeleyen bir kültür mabedidir.

Özbek halkı böylesine eşsiz bir merkeze sahip olduğu ve bu merkezin baş mimarı olan, halksever ve ileri görüşlü lideri sayesinde bu büyük projenin hayata geçtiği için haklı olarak gurur duyuyor.

Şüphe yok ki gelecek nesiller yalnızca Birinci ve İkinci Rönesans'ı değil, bugün temelleri atılan Üçüncü Rönesans dönemini de şerefle anacaktır.''

Şevket ARTİKOV

TÜRKSOY’da Özbekistan Cumhuriyeti Ülke Temsilcisi