BURSA - BHA
Yaklaşık iki saat süren konferansın ana başlıklarından biri, FETÖ’nün yalnızca 15 Temmuz darbe girişimi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği yönündeki Külünk’ün görüşleri oldu. Külünk, yapının nasıl ortaya çıktığının ve hangi toplumsal, siyasi ve kurumsal zeminlerde geliştiğinin anlaşılmasının, 15 Temmuz sonrasındaki sürecin değerlendirilmesi açısından önemli olduğunu savundu.
“FETÖ’yü yalnızca 15 Temmuz üzerinden değerlendirmek yeterli değil”
Konuşmasının başında “FETÖ Türkiye’de anlaşılmadı mı?” sorusunu gündeme getiren Külünk, kendi değerlendirmesine göre Türkiye’de bu yapı hakkında oluşan bilgilerin önemli bir bölümünün yanlış veya eksik olduğunu söyledi.
15 Temmuz 2016 gecesinin Türkiye açısından kritik bir kırılma noktası olduğunu belirten Külünk, FETÖ meselesinin yalnızca o gece yaşanan darbe girişimi üzerinden ele alınmasına karşı çıktı.
Külünk, 15 Temmuz’un bir sonuç olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, asıl olarak “FETÖ’den önce FETÖ var mıydı?” ve “Bu yapı Türkiye’de ne zaman ve hangi şartlarda ortaya çıkmaya başladı?” sorularına cevap aranması gerektiğini ifade etti.
Bu yaklaşımını Türkiye’nin daha uzun siyasi tarihiyle ilişkilendiren Külünk, FETÖ yapılanmasının anlaşılabilmesi için Osmanlı Devleti’nin son döneminden Cumhuriyet’in kuruluşuna, Soğuk Savaş yıllarından siyasi hareketlere kadar uzanan geniş bir tarihsel okuma yapılması gerektiğini söyledi.
Tarihsel arka plana vurgu yaptı
Külünk’ün konuşmasında Osmanlı Devleti’nin son dönemi ve Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki siyasi yapılanma da geniş yer tuttu.
Türkiye’de Cumhuriyet sonrasında ortaya çıkan siyasi ve toplumsal yapıyı kendi değerlendirmeleri doğrultusunda “batıcı ve jakoben anlayış” üzerinden ele alan Külünk, Türkiye’nin dış politikadaki konumunun da bu tarihsel süreçten bağımsız değerlendirilemeyeceğini savundu.
Külünk, FETÖ yapılanmasının tarihsel gelişiminin yanı sıra Türkiye’deki siyasi ve toplumsal süreçlerin de birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, 15 Temmuz sonrasında yürütülen mücadelenin doğru değerlendirilebilmesi için yapının geçmişinin ve ortaya çıktığı koşulların incelenmesinin önem taşıdığını ifade etti.