Gündem

Jeofizik Yüksek Mühendisi Dr. Süleyman Basa:Evet itiraf ediyorum ben bir ‘Sismolog’um

Admin
Admin
Editör
Yayınlanma:
28 Mart 2023 18:00
Güncellenme:
06 Şubat 2026 02:46
Jeofizik Yüksek Mühendisi Dr. Süleyman Basa:Evet itiraf ediyorum ben bir ‘Sismolog’umKimseye Sismolog olduğumu söylemeyin onlar beni Mühendis sanıyor! Sismoloji yani deprem bilimi, yer hareketlerini ve depremleri inceleyen jeofizik bilim dalıdır. Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "SİSMOLOJİ" denir. Yaşanan depremlerde ve sonrasındaki en fazla1 yıllık sürede sismolog olduğumu söylüyorum, onun dışında pek söylemiyorum, zira bakışlar bana başka bir şey bulamamış sismolog olmuş bakışlarını hissettiriyor. Jeofizik Mühendisliği lisans eğitimim sonrasında hem Yüksek Lisans hemde doktorada Sismoloji çalıştım. Etrafımdaki kimse benim bu konuda eğitim gördüğümü bilmez. Ama depremden 1 yıl geçmediğine göre evet itiraf ediyorum ben sismolog’um. 1999 sonrası Jeofizik Bölümünü seçen öğrenci sayısı %95’den fazla azaldı. 1999 yılında 17-18 Üniversitede Jeofizik Mühendisliği bölümünde hatta ikili öğretim yapılıyordu, 2023 yılına geldiğimizde 4-5 bölüm öğrenci geliyor onların sayısı da 7-8 öğrenciyi geçmiyor. Hani deprem ülkesiydik, hani deprem bilimi çok önemliydi. Deprem bilimini ana bilim dalı olan Jeofizik Mühendisliği kan kaybetmesindeki en önemli unsur lobi eksikliğidir. Lobisi güçlü bilim dallarını nasıl olsa biz varız yapıyı sağlam yaparız Jeofizik Mühendisine imza yetkisi vermeye ne gerek var düşüncesi bizleri buraya getirdi. Bu durumun çevresi geniş müteahhidin kaçak kat çıkmasından ne farkı var. Siz kalp hastası iseniz kardiyolog’a gidersiniz, ortopedist biri size nasıl olsa 6 yıl tıbbiyede bende okudum bende bakarım dese de kendinizi ona teslim edermisiniz?. Yaşanan tamda bu öğrenciler iş bulamayız düşüncesi ile artık bu mühendislik dalını tercih etmiyorlar. Çünkü mesleğin kolunu kanadını budadılar. Meslek odası ise siyasal işlere bakmaktan pek üyelerinin hakkını savunmaya vakti yok gibi.  Depremler, Dünyanın Nabzıdır. Depremleri dünya üretmese ne güzel olurdu diye düşünenler olabilir. Depremler Dünyanın nabzıdır. Bir gün dünyanın herhangi bir yerinde irili ufaklı hiçbir tane deprem olmazsa dünyanın sonu gelmiş ve yeryüzünde yaşam bitmiş demektir. Doğa olaylarını felakete çeviren insanoğludur. Çünkü doğanın hareket eden insan gibi bir yaşantısı vardır. O yaşantıya insanoğlu uyum sağlamak zorundadır. Yani dünyaya sen yaşama biz yaşayalım diyemeyiz. O insan oğlunun  yaşamının devam ettirebilmek için depremler üreterek bizim yaşamamızı sağlıyor. Dünya her depremde elbette acı çekiyor çünkü cildi kesiliyor ama o acı çekme bahasına bizi yaşatmak için kendi de canlı kalmak zorunda. Neden derseniz önce deprem neden oluyor bir bakalım.  Dünyanın iç yapısını bilmeden depremleri ve fayı anlayamayız. Dünya'nın 6370km yarıçaplı bir küre ve değişik katmanlardan oluşuyor. Dünyanın iç yapısına baktığımızda katı kabuk onun altında oldukça akıcı bir astenosfer ve manto, mantodan çok daha az viskoz olan sıvı bir dış çekirdek ve katı bir iç çekirdek olmak üzere katmanlıdır. Kabuk 13 adet irili ufaklı katı litosfer tabakalarından oluşur ve bu tabakalar akışkan sıcak astenosfer içinde oluşan konveksiyon akımları nedeniyle birbirlerine göre ve içlerindeki kırık (FAY) zonları bölgeleri yoluyla hareket ediyorlar. İşte bu hareketler yeryüzündeki depremlerin çok büyük bir bölümünü oluşturuyor. Bu hareketler dünyanın yaşamına devam ettiğinin en büyük göstergesidir. Anadolu Dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde? Türkiye Dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerindeyiz. geçmişte birçok yıkıcı depremler yaşandığı gibi, gelecekte de meydana gelebilecek depremlerle büyük can ve mal kaybına uğrama riski ile her zaman yüzleşmeye hazır olmalıyız. Zaten her akşam bunlar uzman veya uzman olmayan herkes tarafından anlatılıyor. Sismologlar gene depremlerden aldıkları verilerle oluşturdukları risk analizi sonucunda yeryüzünün her hangi bir noktasında oluşabilecek depremlerin büyüklüğünü, derinliğini, yıkım gücünü, süresini, yaklaşık atım miktarını ve yaklaşık süre ile zamanını biliyorlar. Depremin ne zaman olacağını tahminine gene önceki depremlerin tekrarlama periyodundan tahmin ediyoruz. İşte bu alana yani depremlerin tekrarlama özelliğinden yararlanarak istatistiksel yöntemlerle yeryüzündeki herhangi bir yerinde deprem olma olasılığını hesaplayabiliyoruz. İşte bu yöntemler sonucundan çok genel anlamda Türkiye’nin her hangi bir bölgesinde herhangi bir 30 yılda yıkıcı bir deprem olma olasılığı %90’ın üzerinde.  Yani 30 yaşında iseniz ve bir deprem felaketinden etkilenmedi iseniz doğru yerde, deprem, doğru zamanda, doğru binadasınız demektir. Şu andan itibaren başlamak üzere önümüzdeki 30 yılda herhangi bir zamanda yanlış yerde yanlış zamanda yanlış binada iseniz muhtemelen depremden etkilenmiş veya ölüm veya sakat kalabilme ihtimaliniz %90’ın çok üzerindedir.   Türkiye bir deprem ülkesidir. Bu gerçek maalesef bizlere yaşadığımız son depremlerle en acı şekilde tekrar tekrar hatırlattı, hatırlatmaya da devam edecek….