RABİA ŞAHİN/ANKARA-BHA
Aşk… Kutsal bir kelime diye büyütürüz, yüceltiriz. Oysa çoğu zaman sadece sahte maskelerden ibaret bir oyun. İnsanların kendini kandırmak için uydurduğu, aslında var olmayan bir yalandır aşk. Sözcüklerle süslenmiş, en saf duygularmış gibi pazarlanan kocaman bir tiyatro.
Ne zaman gerçek oldu ki? Gözlerin içine bakıp yalan söylemeyen kaldı mı? “Seni seviyorum” diyen kaç kişi samimiydi? Çoğu zaman aşk, çıkarların, egoların, alışkanlıkların ve yalnızlığın üzerini örten bir perde sadece. Değerli sandığımız anlar ise aslında boşa harcanmış zamanlar. Herkes kendi mezarını kazıyor, sizi gömüyor; ama unutmayın, onlar hâlâ kendi topraklarını düşünüyor.
Kalpler kırılır, evet. Ama asıl acı, kırılan kalbin kendi yalanlarına inanmasıdır. Seviyor gibi yapıp, bağlıymış gibi davranmak sadece egoyu besler; ruhu değil. İnsan çoğu zaman sevmek değil, sevilme ihtiyacını doyurmak için bu sahte aşk kılıfına sığınır. Ve bu kılıf zamanla, en soğuk, en keskin yalnızlığın zırhına dönüşür.
Sahte aşı...