Bugün şehir, deli bir rüzgârın ellerinde savruluyor.
Pencerelerin camında uğuldayan o eski şarkıyı duyar gibiyim:
"İçeri gel, biraz soluklan... Dışarıdaki karmaşa, bir süreliğine unutulabilir."

Evet, dostlarım... Bugün kendimize bir hediye verelim.
Bugün, dış dünyanın bitmek bilmeyen çekişmelerini, kirli siyasetin ağır havasını,
kırık dökük haberleri geride bırakıp,
ruhumuzu rüzgâra bırakıp, hayal kurmayı seçelim.

Kendimize şu basit ama asil soruyu soralım:
"Ben, nasıl bir dünya istiyorum?"

İşte, bütün değişim bu küçük soruyla başlar.
Çünkü biliyorum ki, hepimizin içinde çocuk kalmış bir özlem vardır:
Adalet isteriz. Sevgi isteriz. Saygı isteriz.
Kendimize yapılmasını istemediğimiz hiçbir şeyi başkasına reva görmek istemeyiz.
Ve biliriz ki, insanlar kutsaldır;
fikirler ise sadece tartışılabilir.
İnançlarımıza zincir vurulamaz,
fakat düşüncelerimiz, karşılıklı konuşmalarda serb...