ÖZBEKİSTAN-BHA
Ben, Fergana bölgesinin Kuvasoy şehrinde ünlü aşçı Arif ata'nın evinde dünyaya geldim. Benden büyük ablam Qunduzoy ve küçük kardeşim Mevlancan, bir yaşına bile gelmeden vefat etmişler. Babam, "Eğer düzgün doktorlar olsaydı, ablan ve kardeşin ölmezdi. Sen okuyup doktor olmalısın," derdi. Bu sözler kulağıma kazındı ve herkese "Harika bir doktor olacağım" diye söz verdim.
Gerçekten de cerrah olmak istiyordum. İlk "ameliyatlarımı" kurbağalar üzerinde gerçekleştirdim. Tombul kurbağaları yakalayıp, "dime-drol" ile uyutup, uyumayanlara çift doz ilaç verirdim. Ölürlerse diye önceden rızalarını alırdım...
Annemin bembeyaz bir önlüğü vardı. Kendisi uzun boylu oldugu için ben giydiğimde yerleri süpürürdü. Şapkası ise gözlerimi kapatırdi. Annemin "biks"inden (özel ilaç kutusu) "skalpel"ini (bistüri) çalıp, amcamın votkasına batırır, kurbağaları keserdim. Şimdi o yaptıklarımı hatırladıkça hayvanlara zarar verdiğim için utanıyorum. Ama o zamanlar tombul kurbağaların içinde ne olduğunu merak ederdim.
Kalbi nasıl atıyor? Karaciğeri nasıl? Akciğeri var mı? Böbreği büyük mü? Neden şişmanlıyor? Neden vıraklıyor? Bu soruların c...