“Suriye iç savaşını kendi içinde dönemlere ayıracak olursak, 27 Kasım Halep Cephesi tartışmasız büyük bir kırılma olarak değerlendirilecektir. HTŞ liderliğindeki milis kuvvetleri 3 gün gibi kısa bir sürede Halep’i kontrol altına almaları iç savaşta muhaliflere hem geniş bir coğrafik alan hem de halk kitlesini yönetme şansı vermiştir. HTŞ’yi üzerine yapılan çalışmalar göstermektedir ki Halep üzerinde hangi gruba bağlı olduğundan bağımsız olarak diğer milis kuvvetlerinin tek başına etki alanı oluşturma veya bir bölgede güç elde etmesine razı gösterme iradesini göstermeyecekleri yönündedir. Dolayısıyla HTŞ’nin koordinasyonundan bağımsız hareket eden diğer milis kuvvetleri de Halep ve İdlip’te HTŞ’ye bağlı olup olmama noktasında karar vermek zorunda kalabilir. Aksi durumda HTŞ ile doğrudan çatışmayı göze almak zorunda kalabilirler. Şu an için HTŞ ve diğer milis kuvvetleri de doğrudan birbiriyle çatışmaya girmekten kaçınmaktadır. Bu durum Esad rejiminin milis kuvvetlerini kendi içinde yıpratma ve zayıflatma stratejine hizmet edecektir.