ANKARA-BHA

Prof. Dr. Zakir Avşar, "Vehbi’nin kerrakesi, İmamoğlu’nun diploması…” başlıklı yazısında şunları ifade etti:

“Sümbülzade Vehbi Efendi, 18. yüzyılda yaşamış, dönemin önemli isimlerinden biridir. İlmiyye sınıfından olan Vehbi Efendi, kadılık ve müderrislik görevlerinde bulunmuştur. II. Abdülhamit Han döneminde de üst düzey görevler üstlenmiştir.

Bir gün Sümbülzade Vehbi Efendi, bir telaş ile cübbesini giyip sokağa çıkar. Ancak giydiği kıyafet, çevresindeki esnafın dikkatini çeker cübbe, kadınların giydiği feraceye benzemektedir. Vehbi'nin bu hali, esnaf arasında bir merak konusu olur. İşin iç yüzü anlaşıldığında ise esnaf, "Anlaşıldı Vehbi'nin kerrakesi" diyerek durumu esprili bir şekilde ifade eder.

“Kerrake nedir?” bilmeyenler olur, tarif edeyim; ince softan ya da yünlüden yapılmış, hafif ve vücuda yapışmış gibi dar giysidir. "Anlaşıldı Vehbi'nin kerrakesi" ise, dilimizde "işin içyüzü, gerçeği öğrenildi" anlamında yaygın olarak kullanılan bir deyimdir. Bu deyimin ortaya çıkışı, Sümbülzade Vehbi Efendi’nin bu hikâyesinden mülhemdir…

Madem tanımlarla başladık, devam edelim...