ANKARA-BHA
Başkent’in sabah kokusudur simit. Gri sabahlara altın gibi düşen bir halkadır. Bu halkaya bir ustalık değdiğinde ise sadece açlığı değil, geçmişi, kültürü, sıcaklığı doyurur insan. Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın Başkent Üniversitesi’nde, bizzat kendi elleriyle yaptığı Başkent simidi işte tam da bu anlamı taşıyordu. Bir akademisyenin, bir cerrahın, bir toplum önderinin elinde gelenekle birleşen emekti bu.
Bir eğitim kurumunun kurucusunun, üniversite mutfağında sade bir simit yoğurması; aslında simitten çok daha fazlasıydı. O gün, Başkent Üniversitesi’nde sadece susam değil; tevazu, emek, değer, hafıza ve aidiyet yoğruldu.
Haberal’ın ilk olarak yaptığı, Başkent’in meşhur simidiydi. O dışı çıtır, içi yumuşak, karamelize halkaya öyle bir özenle dokundu ki; hem bir zanaatkârın titizliği hem bir hekimin hassasiyeti hissediliyordu. Kıvamı, susamı, pişirme süresi ve taş fırının kokusu... Her detayda “mük...