Yerel seçimlerde herkesin diline pelesenk olan bir kavram vardı: Katılım... Herkese danışacağız, tüm kesimlere soracağız, sivil toplumla birlikte yöneteceğiz vb. sözler, sloganlar ile doluyordu alanlar. Seçim bitti. Şimdi gerçekle yüzleşme vakti artık. Kim gerçek bir "katılım örneği" sergileyecek? Temel sorumuz bu.
Belediye başkanları "şehrin başkanı" olmak istiyorsa siyasi alanı ihmal etmeden uzmanlarını ve kentteki paydaşlarını çoğaltmak zorunda... Seçmeni, seçimden seçime hatırlama gafleti, birçok belediye başkanının aldığı sonuçlarda etkili. Burada şehirle kaynaşma, şehrin başkanı sevmesinden daha öte bir şeyi kast ediyorum: "Gerçekten birlikte yönetme iradesi".
Kent konseyleri niçin vardır?
Mevzuatımıza yeni belediye yasası ile giren kent konseylerinin bilinirliği ve etkinliği günbegün artıyor. Özellikle partilerin seçim beyannamelerine girdikten ve devletin planlama metinlerinde yer aldıktan sonra bir kısım için gönülden, bir kısım için de mecburen dahi olsa gündeme alınmak zorunda artık.
Konseylerin temel bir görevi var. Bulunduğu belediye sınırları içerisinde "kent vizyonu", "kalkınma", "hemşehrilik bilinci...